İngilizceyi Reflekslerinizle Öğrenin!

İngilizceyi Reflekslerinizle Öğrenin!

İngilizceyi Reflekslerinizle Öğrenin!

Aslında günlük hayatta farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz eylemler aslında birer reflekstirler. Mesela piyano çalabilmek için sanki ‘’notaların yerlerini ezberledikten sonra kazanılan bir yetenek ‘’ olarak görülmemiş midir? Oysaki piyano çalmak bir yetenekten sayılmaz yapılan sürekli alıştırmalarla kazanılmış bir ‘’reflekstir’’.

Bu ortaya atılan  iddiayı destekleyecek diğer bir örnek ise 10 parmak klavye kullanabilme ‘’refleksidir’’ . Klavyeyi ilk defa kullandığınız anı hatırlayın ‘’F harfi nerdeydi , A harfi neredeydi’’ gibi problemlere ,sorulara cevap aramak için klavyeye şöyle bir bakıp düşünmez miydik? Ancak klavyeyi genellikle kullandığımızdan dolayı bütün harflerin yerlerini belli bir zamanla öğrendik hatta o kadar çok iyi öğrendik ki aramızdakilerden bazıları hangi harfin nerede olduğunu klavyeye bakmadan bilenlerimiz bile vardır.

Piyano çalabilmek  ya da 10 parmak klavye kullanabilmek ‘’refleksleri’’ daha öncede söylediğim gibi sürekli alıştırmalarla  alışkanlık hale gelerek kazanılmış reflekslerdir. Şimdi ‘’iyi de bunun neresinde ingilizce var ,İngilizceyle ne ilişkisi var?’’ dediğinizi duyuyorum  fakat okudukça bu sorunun cevabını bulabileceğinize eminim.

Londra’daki Callan dil okulu öğrencilerine, İngilizce öğrenmek için gerekli olan zamanın sadece dörtte birini onlara vererek , dörtte biri zamanını harcayarak İngilizce öğrencilerine öğretebileceklerini ve bunun yolunun da İngilizce konuşmayı ‘’refleks’’ haline getirmekten geçtiğini söylüyorlar. Onlara göre bu ortaya atılan iddianın çıkış noktası piyano çalmak ya da 10 parmak klavye kullanmaktan bir farkı yok çünkü öğrencilerine sürekli soru-cevap ve hızlı ‘’alıştırmaları’’ yaparak onlara, İngilizce öğrenme ‘’refleksini’’ öğretebileceklerini iddiasını ortaya atıyorlar .

Aynı okul, dil bilgisi ağırlıklı metotların öğrencileri sıktığını ve İngilizce öğrenme süresini fazlasıyla uzattığı iddiasını ortaya atıyor, bu sebepten dolayı ‘’Callan Metodu’’ denilen ve öğrencilerine Cambridge First Certificate sınavında %95 başarı sağladığını belirttikleri bu metodu uyguluyorlar. Bu  yöntem normal dil okullarından benzemeyen özelliği  öğrencilerine sordukları sorularla onları bunaltıp  sıkmadan bir sözcüğü, dil bilgisi ve deyim kuralını öğretiyorlar.

Bu dil okulunun Callan Metodu’nun dışında farklı diğer okullara benzemeyen özellikleri de var; merkezinin Londra’da olması, öğrencilerinin dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmeleri,1960 yılında okulun kurulmuş olması ve bana göre  en önemli özelliği  yüzde yüz öğrenme garantisi vermesi . Callan yöntemini  kullanarak öğrencilerine ‘’İngilizce konuşma refleksini’’ kazandıran Callan dil okulu, Türkiye’deki en iyi  dil okullarıyla karşılaştırıldığında daha çok daha etkili bir şekilde İngilizce öğretiyor. Düşünsenize Türkiye’deki bir dil kursu size İngilizceyi en iyi şekilde öğretmeye çalışsa bile İngilizce konuşulmayan bir ülkede yaşadığınız için İngilizce konuşma hızınız hiçbir zaman anadili İngilizce olan biri kadar akıcı olamayacak.

Univerist  Ders Kozyatağı-Ataşehir-Suadiye-Acıbadem-Dragos-Kartal-Çamlıca-Çekmeköy

Univerist Kozyatağı-Ataşehir-Suadiye-Acıbadem-Dragos-Kartal-Çamlıca-Çekmeköy

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir