Eğitim ve Korku Üzerine

egitim-ve-korku-üzerine

Eğitim ve Korku Üzerine

Aşırı özgürlük olaması gerektğini düşünen, öğrencilerin kendi başlarına bırakılmaları gerektiğini, dış faktörlerin hiçbir şekilde devreye girmemesini, sadece kendiliğinden gelişme için elverişli bir ortam sağlanması gerektiğini savunurlar. Ancak, burda gözden kaçırılan bir husus vardır. Yetişkinlerin karışmadığı, başıboş bırakılmış çocuk topluluklarında, güçlü olanın kurduğu bir otorite vardır. Bu bazen yetişkinlerin kurduğu otoriteden daha gaddarca ve acımasız olabilir. Misal, iki üç yaşlarında iki çocuğu yan yana oynamaya bırakırsanız, bunlar bir iki kez kavga ettikten sonra hangisinin baskın karakterde olduğu ortaya çıkar ve o andan itibaren zayıf olan köle muamelesini kabul eder. Çocukların sayılarını arttırdığınızda içlerinden bir ikisi üstünlük kurar ve diğerlerinin özgürlükleri kısıtlanır. Halbuki, biz insanoğlu işbirliği içinde olma ihtiyacı duyarız. Ancak, bu duygu kendiliğinden ortaya çıkmaz. Çocuklarda da başkalarını düşünme kendiliğinden meydana gelmez, bunun öğretilmesi gerekir ve öğretilmesi için otorite kullanılması da gerekebilir.

Mutlak otorite uygulanması halinde ise bu ortam hem kendilerine otorite uygulananlar hem de uygulayanlar üzerindeki etkileri açısından incelenmeye muhtaçtır. Çünkü yukarıda bahsedildiği üzere hiç de işbirliğini ya da başkalarını düşünmeyi öğrenme ile sonuçlanmayabilir. Kendilerine otorite uygulanan kişiler ezik olurlar. Ezik olan kişi işlerin düşünce boyutunda da eylem boyutunda da insiyatif alamaz. Buna karşın istekleri engellendiği için öfkesini besler. Bununla da kalmaz, kendisinden zayıfları ezme eğilimine girer. Böylece otorite ve zorbalık kurumsallaşmaya başlar. Örneğin askere gidenlerimiz ya da askerlik anıları dinleyenlerimizin çok iyi bildiği gibi, bir üst tertipten dayak yiyenler, kendilerinden sonra gelenlere bu acıları yaşatmamayı değil, bizzat acılarını sonra gelen alt tertipten çıkarmayı tercih ederler, hatta bunu hak sayarlar. Yani tam babasından çektiğini kendi oğluna da çektiren insanlar gibi. Aşırı derece otoriter bir eğitim alan öğrenciler orijinal fikirler üretemeyen ve böyle orijinal fikir ve eylemleri üretenleri hoş görmeyen, çekingen zalimler haline gelirler. Bir iki generasyon sonra bu tür bir eğitimin bizzat eğitimciler üzerine etkisi çok daha trajiktir. Bu sistemde yetişmiş eğitimciler, etrafa korku salan ve hatta bundan hoşlanan tipler haline gelirler. Bu eğitimciler bilgiyi temsil ettikleri için de öğrenciler bilgiden korkar hale gelirler.

Sonuç olarak, eğitim bizi yanlızca yapabileceğimiz uygun bir iş için hazırlamakla yetinmemeli ve kapsamı, yaşamın karşımıza çıkaracağı her konu ve duruma hazırlamak olarak genişletilmelidir. Bunun için eğitimin asıl görevi bütün bu konulara yanıt arayan aklımızı geliştirmek ve işletmek olmalıdır, korkular ve kalıplar üretmek değil..

Univerist  Ders Kozyatağı-Ataşehir-Suadiye-Acıbadem-Dragos-Kartal-Çamlıca-Çekmeköy

Univerist Kozyatağı-Ataşehir-Suadiye-Acıbadem-Dragos-Kartal-Çamlıca-Çekmeköy

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir